Arkeosofik Çalışmalarda Uyulacak İlkeler veya Meslek Etiği
Herkesin bir düşünsel izi vardır. Bazıları yayımlanır, bazıları unutulur. İnsanlık, yalnızca fikirlerini değil; yeterince yayılmamış ve kamuya mal olmamış eserlerini de hızla kaybetmektedir. Çünkü bazı insanlar öldüklerinde yalnızca bedenleri değil, düşünceleri de yok olmaktadır.
Bu kayıp, yalnızca bireysel bir kayıp değil; insanlığın ortak düşünsel mirasının da kaybıdır.
Arkeosofyolojik çerçevedeki bu tür kayıpları önlemeye yönelik çalışmalar, aşağıda sıralanan ilkelere uyularak gerçekleştirilir. Bu ilkeler, yayımlandığı 20.06.2026 tarihinden itibaren tartışılmaya ve geliştirilmeye açıktır.
Öneri ve geri bildirimlerinizle bu ilkelerin daha da geliştirilmesine katkıda bulunabilirsiniz.
Bunun
için lütfen bize yazın : arkeosofyoloji@dusunselmiras.org
1.Sadakat İlkesi
İyi ya da kötü, doğru veya yanlış, yazarının düşünceleri olduğu gibi, kendi bağlamında ve kendi tarihsel koşullarında aktarılmalı, düşüncelerinin lehine veya aleyhine eklemeler yapılmamalıdır.
Anlatım veya kayıt, açıkça bir bilimsel gerçeğe aykırı bile olsa, doğrusuna atıf yapılmalı veya notlandırılarak yine de geleceğe aktarılmalıdır.
2. Mirasın Koruyuculuğu ve Sahiplenmeme veya Temsil İlkesi
Araştırmacı; mirasın sahibi olmaksızın, yalnızca koruyucusu sıfatıyla hareket eder.
Keşfedilen dahice bir fikir veya bir fikre yapılmış ama pek bilinmeyen bir katkı, sahiplenilmez. Sahibi, ünlü olsun veya olmasın, tanınsın veya hiç tanınmasın, metinden sadece sahibinin sesi duyulmalıdır.
Düşünsel mirasın bir kısmının, hatta özlü tek bir ifadesinin dahi sahiplenilmeden, ortaya konma hikâyesi ve kökeni ile birlikte tamamının emanet olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılması, arkeosofik vekâlet veya temsil ilkesini açıklar.
Düşünsel miras mülk değil, emanettir. Ticari bir faaliyete konu edilemez. Kâr, şöhret veya şahsi ideolojiler düşünsel mirasın korunması amacının önüne geçemez.
Arkeosofyolog bir eser avcısı değil, miras koruyucusudur. Görevi:
- bulmak,
- doğrulamak,
- düzenlemek,
- korumak ve
- aktarmak
Aynı zamanda, bir kişiyi: aziz, dahi, kusursuz bir figür haline getirmek disiplinin amacına, temsil ilkesine aykırıdır. Amaç, kişiyi göründüğü gibi göstermekle sınırlıdır.
3. Yorumlama (Arkeosofik Çalışmada Müdahale Sınırı) İlkesi
Arkeosofik müdahalelerde, kaynağı tahrif etmemek, sansürlememek, güncelleştirmemek ve metnin içerdiği fikirleri hiçbir şekilde yargılamamak, kısaca olduğu gibi korumak ve geleceğe aktarmak esastır.
Kayıtlar, kendi içinde tam ve tutarlı görünse bile "eksik" olabileceği kabul edilmelidir. Ancak farkedilebilen boşlukları doldurmak, belirsizlikleri ya da çelişkileri gidermek için yapılacak zorunlu müdahaleler, yazarının niyetini ve düşünce bütünlüğünü anlamaya yönelik metodik çabalarla sınırlı olmalıdır.
Belirsizlikler, doldurulması gereken boşluklar değil; kendisi ile korunması gereken bir bilgidir.
Metnin herhangi bir cümlesinin hatta herhangi bir kelimesinin kullanıldığı şekliyle düzeltilmiş veya yorumlanmış hâli birbirinden kolayca ayırt edilebilir olmalıdır.
Kayıtlara yapılacak her türlü müdahale, açıkça belirtilmeli ve belgelenmelidir.
4. Kimlik İlkesi
Hiç yaşamamış veya hayalî bir kişi için düşünsel miras oluşturulmaz.
Sadece, yazarının kurgusal bir karakter yaratması durumunda, bu karakterin düşünsel mirasından söz edilebilirse de bu yalnızca yazarının yazdığı ve yayımladığı metinlerle sınırlı tutulur. Genişletilmez.
5. Bağlamı Koruma İlkesi
Her düşünce kendi çağının toprağında yetişir.Bir kenar not dahi yazıldığı dönemin şartlarından koparılamaz. Bu nedenle metinler, mümkün olduğunca tarihsel bağlamları tekrar oluşturulabilecek şekilde sunulmalıdır.
6. Tamlık İlkesi
Bir kişinin çelişkileri, yanılgıları, yarım kalmış fikirleri de mirasının bir parçasıdır. Yok sayılamaz.
Belgeler önceliklendirilebilirse de birbirine göre kıyaslanmaz ve önemli önemsiz olarak değerlendirilmez. Yeri geldikçe mirasa eklenir.
7. Sessizlik Hakkı (Özel Hayata Saygı) İlkesi
Belgelerin bulunmuş, ancak hâlâ birilerinin ilgisini çekebilecek nitelikte olması yayımlanması gerektiği anlamına gelmez.
- Kişisel günlükler
- Aile sırları
- Özel mektuplar
Her bilgi veya belge kamunun malı değildir.
8. Erişilebilirlik İlkesi
Mümkün olan her durumda bulunan materyaller, arşivlenmeli, dijitalleştirilmeli, gelecek nesillere aktarılması için yaygınlaştırılmalıdır.
Bilgi yeniden gömülmek veya başkalarından saklanmak için değil, korunmak için çıkarılır.
9. Ortak Köken İlkesi
Hiçbir düşünce, oluşumunda katkı veren kişi ve süreçlerden koparılarak tek bir kaynağa indirgenemez veya bağlanamaz.
Arkeosofik çalışmalar, sadece unutulmuş metinlerle değil, metnin oluşagelmesinin hikâyesini ortaya çıkarmak ve içerdiği düşüncelerin kökenlerinin de korunması için yapılır.
Fikrin nasıl ortaya çıktığı, hangi bağlamda geliştiği, kimlerin katkısıyla şekillendiği ve hangi koşullarda yayıldığı, hangi aşamalardan geçtiği ve hangi etkilerle değiştiği de düşünsel mirasın korunması kapsamında araştırılmalıdır.
Bu nedenle, metinlerin kökeni, kaynakçası ve tarihsel bağlamı da araştırılmalı ve belgelenmelidir.
10. Sorumluluk İlkesi
Düşünsel mirasın korunması ve yaygınlaştırılması sürecinde etik ve hukukî sorumluluklar gözetilmelidir.